Sosyoloji Derneği, 18.01.1990 tarihinde Ankara’da 11 sosyoloğun öncülüğünde kurulmuştur. İlk genel kurulunda 40 olan üye sayısı, bugün 400′ü aşmıştır. Merkezi Ankara’da olan dernek, Bakanlar Kurulunun 10.02.1999 tarih ve 99/12405 sayılı kararı ile “Kamu yararına çalışan dernek” statüsü kazanmıştır. Şubesi bulunmamaktadır.
C. WRIGHT MILLS SOSYOLOJİSİNDE SELF-REFLEKSİVİTENİN DÖNÜM NOKTALARI
ÖZ
Self-refleksivite, Karl Marx’ın politika felsefesinde açtığı eleştiri patikasına dek uzanan bir soykütüğe sahiptir. Kendini izleyebilme, kendi koşulları, kendi bağlamı üzerine düşünebilme kapasitesi olarak tanımlanabilecek olan self-refleksivite, C. Wright Mills’ten Alvin W. Gouldner’a, Pierre Bourdieu’den Anthony Giddens ve Margaret Archer’a değin pek çok sosyoloğun üzerinde teorik mesai harcadığı bir kavramdır. Makalede özel olarak Mills’in seçilmesinin birinci nedeni, Sosyolojik Tahayyül’ün self-refleksif içeriğini vurgulamaktır. İkinci neden, Türkçe okuru Mills’in erken dönem bilgi sosyolojisi çalışmalarıyla tanıştırmaktır. Üçüncü neden, Mills’in erken dönem epistemolojik çalışmaları ile geç dönem politik ve kurumsal iktidar analizleri arasında belirli türden süreklilikler olduğu vurgulamaktır. Dördüncü ve son neden ise Mills’in teorik ilgilerinde genel bilgi sosyolojisinden sosyolojik bilginin sosyolojisine doğru gerçekleşen odak kaymasının çok boyutlu bir self-refleksivite kavrayışına yol açtığını sergilemektir. Makalenin argümantasyonu şu şekilde ilerlemektedir: Erken dönem bilgi sosyolojisi çalışmalarında yazarın bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde içselleştirdiği bir izlerkitle tarafından koşullandığını tespit eden Mills, bu izlerkitleyi yetersiz ve homojenleştirici bir toplum tahayyülünden koparmakta ve katmanlı ve yapısal bir toplum tahayyülünün ilk emarelerini göstermektedir. Sonrasında bu toplum tahayyülünü Amerikan sosyolojisinin zımni politiko-ontolojik önkabullerinin radikal bir eleştirisine temel kılan Mills, Sosyolojik Tahayyül kitabı ile birlikte dikkatini bürokratikleştirici pratiklere yönelterek teorik eleştiriyi kurumsal ve politik eleştiriye dönüştürmektedir. Böylelikle Mills, epistemolojik tercihleri analizin odağına göre zımni politiko-ontolojik kabullerle, meslekî iş bölümüyle, kurum içi iktidar ilişkileriyle, kurum dışı bürokrasiyle ya da muhtelif piyasa oyuncularıyla ilişkilendirebilen çok boyutlu bir self-refleksivite kavrayışının önünü açmaktadır.
Kaynakça